|
Değerli okurlar ve sevgili dostlarım öncelikle hoşgeldiniz. Globalleşen dünyamızda, iktisadi anlamda çok hızlı bir tüketime ve tabiatıyla çok acımasız bir rekabete doğru gitmekteyiz. Nitekim; vahşi kapitalist sisteminin getirdiği sancılı süreç nedeniyle, insanların temel ahlâkî değerleri de bir bir yok olmakta ve üzüntüyle belirtmeliyim ki bu süreç hızla devam etmektedir. Kuşkusuz bunca paranoyalara rağmen günümüzde medeni, ahlaklı, başarılı, kurumsal ve bireysel etik ilkelere özen gösteren gerek yönetici gerekse büyük liderlerin varlığından az da olsa söz etmek mümkündür.
|
|
Ancak sürekli kaosların oluşturulduğu, sıcak ve soğuk savaşların yaşandığı günümüz dünyasında, birey olarak nerede ve kimin yanında olmamız gerektiği hususunda sürekli bir ikilem içerisinde olduğumuz da gözden kaçmayan bir gerçektir. Bu nedenle acizane gözlemlerime dayanarak edindiğim bazı izlenimleri siz değerli dostlarla (bilgi, belge ve kaynaklara dayandırılarak) paylaşma ihtiyacını duyuyorum.
|
|
Zira gözümüzü çevirdiğimiz batı dünyası aslında, Yüce İslam’ın evrensel değerlerinden alınan ETİK ilkelerinin aynısını bugün, madde madde KOPENHAG kriterleri diye bizlere sattıkları ve yutturmaya çalıştıkları ortadır. Oysa anılan bu değerler, başta Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v) olmak üzere, onun yolunda giden büyük zatlar, büyük komutanlar ve keza birçok büyük devlet adamının hayatları boyunca temel "düsturları" olmuştur. Bu bağlamda sürekli batı bilimini öven ve İslam bilginlerini gizleyen ve hatta aşağılayan bir metottan farklı olarak, manevi büyüklerimiz, manevi liderlerimiz, büyük devlet adamlarımız, aristokratlarımız, İslam bilginlerimiz, fizik ve felsefe bilimcilerimizi ele almanın çok daha yararlı oalcağı düşüncesindeyim. Bu perspektif ışığında, onların yaşamlarından, ufuklarından, bakış açılarından bir nebze olsun istifa etmek ümidi ile, hepinizi saygıyla selamlıyorum.
|